Cadde'deki Kız :( (sergüzeşt)

Author: sesar // Category: ,
http://www.kozmetikcim.tv/video//video/82/Calvin-Klein-ckin2u

http://www.dailymotion.com/visited/search/nothing+else+matter/video/xa0e8_nothing-else-matter-metallica

Bu sergüzeşt, bir iş çıkışı otobüs yolculuğu sırasında cep telefonuna yazılmış ve bilgisayara aktarılmıştır.

Yine 1 10 mesaisi başlamıştı benim için. Cadde Boyner'de Calvin Klein satış ve tanıtımları için tüm ekip oradaydık, inanılmaz kampanya ve indirimlerle caddede tam bir CK festivali yaşanıyordu. İlk gün780 ikinci gün 2000 adet satış gerçekleştirdik. Bunun sonucunda marka bizlere bu başarıdan dolayı dürüm ayran ve diğer molada da Burn içeceği dağıtmıştı. Tüm Suadiye sakinlerine DJ, şovmen ve dansçılarında etkisiyle durmaksızın parfüm sıkıyor ürünler hakkında da bilgiler veriyorduk. Özellikle kaliteli bir parfüm olan ve sadece 35 liraya satılan ckIN2U bayan kokusu herkesin hoşuna gidiyor kapış kapış satılıyordu. Hatta bayan kokusu olduğunu belirtmeme rağmen birçok erkekte tavsiyem üzerine bu kokuyu satın alıyordu. İçeriği turunçgiller(portakal, mandalina vs.) olan koku, tüm caddeyi kaplamış, güzel bir esinti yaratmış ve bazı duyguları harekete geçiren bir etkiye sahipti. Yüzlerce bayana ve erkeğe kokular sıkarken zaman nasıl geçiyor anlamıyor, yüzlere bile dikkat edemiyorduk.

Derken uzak köşede bir kız belirdi. Tek başına ayakta duruyor, masumca gülümsüyor birazda çekingen bir halde elinde telefon bekliyordu. Dikkatimi çeken bu kız tedirgin bir haldeydi ve ara sıra bana bakıyordu. Daha fazla dayanamayıp yanına gittim.
-Merhaba, kokumuzu denemek ister misiniz acaba?
O da gülümseyerek;
-Teşekkürler sağol.
-Ama gerçekten güzel bir koku denemek istemez misiniz?
Başını salladı sağa sola.
-Tamam öyle olsun bakalım :)
Dedim gülerek ve gelen herkese yine parfümü sıkmaya devam ettim onun çevresinde. içimden keşke deneseydi ya diye geçirdim. Kız, elindeki telefona sürekli bakıyor ve tedirginliği devam ediyordu. Bir müddet daha orada bekledikten sonra arkama doğru ilerlemeye başladı. Ağır ağır gidiyordu. Beni geçtikten sonra bende yavaş adımlarla geriye doğru gittim. Arkasına dönüp bana baktı ve duraksadı.

Daha sonra tekrar eski bulunduğu yerin hemen yakınındaki banka oturdu. Akşam saati olduğundan orada o şekilde beklemesi biraz aklımı karıştırdı. Oturduğu yerden bana bakıyordu çaktırmadan. Bende parası mı yok acaba veya bir sıkıntısı mı var diye düşündüm. Bir müddet sonra bana bir işaret yaptı. Anlayamamıştım yanına gittim. Çakmağınız var mı diye sordu. Ben tabi efendim var dedikten sonra, elimle kotumun arka ceplerini kontrol ettim. Aa çakmağım kızlarda kaldı dedim, güldü. :) Bir saniye hemen geliyorum dedim ve arkadaştan çakmağımı geri aldım.Teşekkür etti. Rica ederim diye yanıtladıktan sonra işimi yapmaya devam ettim. Bir yandan sigarasını içiyor bir yandan da bana bakmaya devam ediyordu. Zaten onu ilk gördüğümden beri sanki onu bir yerden tanıyormuşum gibi gelmişti bana. Sigarasını da bitirmesine rağmen hala oturuyordu. Bende yanına gittim ve hala denemek istemiyor musunuz sigara içtiniz güzel kokmanızı isterim dedim. Tamam o halde sıkabilirsin diye cevapladı. Bende bileğine sıktım kokuyu. O ara yanıma 3 bayan geldi ve denemek istediklerini belirtince onlarada sıktım parfümü. Onlara sonradan sıkmama rağmen tepkileri o kızdan daha önce geldi. Hepsi hmm çok güzelmiş dediler ve teşekkür ettiler.

-Siz beğendiniz mi?
-Im yok beğenmedim.
-A nedenki yaa :) Şimdiye kadar ilk kez birisi beğenmedi erkekler bile alıyor.
-Çok tatlı buldum kokuyu.Birazda karışık.
-Orta notası çok güçlüdür ve kalıcıdır.Hmm o halde koku ailesi size uymadı sanırım.
-Koku ailesimi?
Derken kahkaha attı ve
-Evet, Peki siz parfüm kullanıyor musunuz?
-Tabii, üzerimde xxx marka parfüm var.
-Güzel seçim.
O bankta oturuyordu bende ayaktaydım. Bankın köşesinde tek başına oturuyordu, bense ayaktaydım.
Sohbet ederken artık koku sıkmıyor ve tanıtım yapmıyordum kimseye. İkimizde bir anda sustuk etrafa bakınıyorduk. Böyle bir müddet bekledikten sonra;
-Sizi bir yerden tanıyor gibiyim. Nerede okuyorsun?
-Çamlıca Kız Lisesi.
-Hmm bende İstanbul Üniversitesinde okuyorum. 2. sınıftayım Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde.
-Çok güzelmiş.
-Peki siz kaçlısınız?
-91
-Ben 89 doğumluyum.
-Ben bir sene kaldım maalesef.
-Bende Üsküdar Anadolu Lisesinden mezunum. Almanca hazırlık gördüm bir sene.
-Anladım. Peki nerede oturuyorsun?
-Ümraniye. Sen?
-Göztepede oturuyorum.
Yine sessizlik ve etrafa bakışmalar hakimdi. Biraz düşündükten sonra
-Peki hangi kursa gidiyorsun?
-İlko.
-Anlayamadım
-Dilko.

Sonuç olarak tam anlayamadım. Sanırım Dilko'da yabancı dil kursuna gidiyor. Ama tekrar sormaya yüzüm olmadı. Eğer Dilko ise yabancı dil bölümünde okuyordur :)
Telefonunu açtı bi saniye dedi.
Arkadamdan bir erkek geldi yavaşca. Kız oturduğu yerden ayağa kalktı ve hoşgeldin dedi ve sarıldı. Bende arkadaşına sizde denemek ister misiniz dedim :)
Yok sağol diyerek cevap verdi. Giderken yine bana baktı ve güldü. Karşıdan karşıya geçip ara sokağa girdiler. Muhtemelen Happy Moons'a gitmişlerdir çünkü başka bir yer yok orada. Bende o sırada diğer bayan arkadaşımın yanına gittim. Kızın arkadaşının geldiğini söyledim.

-A sen tanımıyor muydun onu ki ? Ben sizi arkadaş sandım.
-Evet tanımıyordum. Burada tanıştık.
-Ne kızlar var ya? Bu kızlardan korkulur. Erkek arkadaşı mıymış ?
-Bilmiyorum belkide abisi veya arkadaşıdır.

O da bana hep aldatıldığını ve aşka inanmadığını söyledi. Anlaşılan o da çok dertliydi bu konularda. Bende katıldığımı söyledim. Biraz daha işimi yapmaya devam ettim, o erken çıktı, vedalaştık. Bende ürünleri, standları içeri taşıdım ve Boyner mağazasını kapattım. Daha sonra ise Cadde'den Rıhtım'a kadar yürüyerek sigaraları birbiri ardına telleye telleye durağa gelip otobüse bindim ve evin yolunu tuttum. :)

---------------------------------------------------------------
Sonuç:
Eğer bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız gerçekten çok düşünceli, okumayı seven, elit bir insansınız.Bu yüzden ilginizden ötürü size çok teşekkür ederim.

Fakat yazıyı tam okumadan sonunu merak ettiyseniz ve direk yazının sonuna baktıysanız çok aceleci, tembel ve meraklısınız. Bu sizin başınızı ilerde çok ağrıtabilir. Demedi demeyin.

---------------------------------------------------------------
Bu uzun sergüzeşti okuduğunuz için size tekrar çok teşekkür, azminizden dolayı tebrik eder ve gözlerinizi yorduğum için hakkınızı helal etmenizi isterim. :)

Hayatta herdaim mutlu ve sağlıklı olmanızı diler, Ramazan Ayınızı tebrik ederim.

Esen Kalın!

Uzaktan Sevgiler.

Facebook FarmVille Oyununa Kayıt Olma

Author: sesar // Category: , , , , , , , , ,
Sevgili sesar.org blog okuyucuları,

Sizlerden gelen yoğun istek üzerine, bugün sizlere Facebook'ta çok popüler olan FarmVille oyununa kayıt olmayı anlatacağım.Daha sonraki yazılarımda ise ilerleme ve gelişme ile ilgili bilgi ve ipuçları vereceğim. Baştan belirtmemde fayda var oyun bağımlılık yapıyor ve başladıktan sonra planlarınızı FarmVille oyununa göre yapmak zorunda kalabilirsiniz :)

Herzamanki gibi Facebook accountumuza kullanıcı adımız ve şifremiz ile giriş yapıyoruz.
Daha sonra sağ üst kısımda bulunan arama kutucuğuna gelerek Farmville yazıyoruz veya linki http://www.facebook.com/search/?q=farmville&init=quick.

Daha sonra açılan FarmVille hayran sayfasının profil resminin altında bulunan Uygulamaya Git butonuna basarak uygulamaya gidiyoruz.

Bu bir Facebook Application'ı olduğundan dolayı klasik Erişime izin ver sayfası çıkıyor karşımıza aşağıdaki resimde gözüktüğü gibi. Erişime izin ver diyerek uygulamayı yüklemeyi kabul etmiş bulunuyoruz.




Böylelikle izin verdikten sonra, Facebook FarmVille uygulamasını yüklemiş oluyoruz.
Daha sonra üst menüden 2. sıradaki PLAY Menüsüne tıklıyoruz.
10 Coins kazandığınıza dair bir bilgi çıkıyor karşımıza OK diyip geçiyoruz.
Daha sonra çıkan pencerede ise Would you like to bookmark FarmVille yet? sorusuyla karşılaşıyoruz. Kabul etmeniz durumunda Facebook sohbet çubugunda sol altta bulunan Sık Kullanılanlar bölümüne bu uygulama yerleşmiş oluyor. Artık kolayca ve sık sık erişim sağlayabilirsiniz oyuna :) Ama benim önerim OKEY veya Texas Holdem Poker uygulamasını eklemenizdir :p


Artık Çiftliğimiz Aşağıdaki resimde de gördüğümüz üzere kurulmuş oluyor.
Tebrikler Artık sizde bir FarmVille Fanatiğisiniz :)





Daha sonraki yazılarımda ise sizlere FarmVille oyununda Ekim, Biçim, Mahsül toplama ve menülerin işlevleri hakkında detaylı bilgiler sunacağım.

Şayet sorularınız olursa hiç çekinmeden yazının hemen altında bulunan Yorum Gönder Linkine tıklayarak iletebilirsiniz.

Sonraki yazılarımda görüşmek üzere !

Onun yanında Thomas EDISON bile aptal kalır (Nikola TESLA)

Author: sesar // Category: , , , , , , ,

ONUN YANINDA THOMAS EDISON BİLE APTAL KALIR

Nikola Tesla Gerçekleri

İşte size bir ödev:
Ansiklopedilerinizi karıştırıp aşağıdaki soruların yanıtlarım kontrol edin (cevaplar parantez içinde verilmiştir) :

1) Radyo'yu kim icat etti? (Marconi)
2) Röntgen makinesini kim icat etti? (Roentgen)
3) Triyot lambayı kim icat etti? (De Forest)

Hazır araştırmaya başlamışken, floresan ampulünü, neon ışıklarını, hız göstergelerini, otomobil kontak sistemini ve radar, elektron mikroskobu ve mikrodalga fırının esaslarını da kimin keşfettiğine bir bakın.

Muhtemelen, yirminci yüzyılın başlarında dünyanın en tanınmış bilim insanlarından olan Nikola Tesla'dan bahsedildiğine pek rastlamazsınız. Doğrusu, bugün onun ismini duymuş olan çok az insan vardır. Bunu sağladıkları için Thomas Edison ve General Electric'teki ekibine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Tesla, birçoklarınca, dört yüz kilometre mesafeden on bin adet uçağı yok edebilecek ölümcül ışınlardan bahseden tuhaf biri olarak kabul edilmiş ve edilmektedir. Yeryüzünü ikiye bölebileceğini bile iddia etmişti. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, ses ve görüntülerin hava yoluyla iletilebileceğini iddia etmiş ve Edison'a, DC (Doğru Akım) elektrik sistemini alıp münasip bir yerine sokmasını söylemişti. İncilere karşı olağandışı bir nefreti vardı ve yanında çalışanların herhangi bir şekilde inci takmasını kesinlikle yasaklamıştı. En tuhafı da, yemeden önce yiyeceklerinin hacimlerini hesaplamasıydı.

Bir başka deyişle, Tesla'nın bahsini duymuş olan herkesin onu birinci sınıf bir kaçık olarak değerlendirmiş olması muhtemeldir.

Ama bazı şeyler değişiyor.

Hayatının son kısmında ortaya çıkmış bütün olağandışı yönleri bir tarafa, Tesla bu bölümün başında saydığım her şeyin ve çok daha fazlasının mucididir. Ama bundan hiç bahsedilmez. Etrafınıza baktığınızda karşılaşacağınız, modern hayatı modern yapan birçok unsurdan bir şekilde o sorumludur.

Hiç şüphe yok ki, Nikola Tesla, Leonardo da Vinci'den beri yaşamış en büyük dehadır.

Peki kimdi bu deha?

Sırp kökenli olan küçük Nicky Tesla, 1856 yılında, Hırvatistan'ın Smiljan kentinde (o dönemin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırlarında) doğmuştu. Olağandışı bir hafızası vardı ve altı dilde konuşmayı öğrenmişti. Avusturya Teknik Üniversitesi'nde dört yıl boyunca matematik, fizik ve mekanik eğitimi aldı.

Ancak Tesla'yı esas önemli yapan, elektrik hakkındaki üstün kavrayışıydı. Elektriğin hala emekleme çağını yaşadığı bir dönemden bahsettiğimizi unutmayın.

Tesla 1884 yılında Amerika'ya ilk geldiğinde, Thomas Edison için çalışmaya başladı. Edison, DC elektrik sistemiyle ilgili ciddi sorunlar yaşıyordu. Tesla'ya, sistemdeki hataları düzeltmesi karşılığında büyük paralar vermeyi vaad etti. Tesla, Edison'u yüz bin dolarlık zarardan kurtardı (bugünkü karşılığı milyonlarca dolar) ama Edison anlaşmanın kendi üstüne düşen kısmını yerine getirmeyi reddetti. Tesla işi bırakınca, Edison'un ekibi onun dehasının gün ışığına çıkmasını engellemek için büyük çabalar sarfetti. Tesla'nın bugün pek tanınmamasının başlıca sebebi budur.

Tesla, elektrik iletimi için daha iyi bir sistem kurdu -bugün hala evlerimizde kullandığımız AÇ (Alternatif Akım) sistemi. AC'nin DC sistemine göre büyük avantajları vardı. Tesla'nın daha gelişmiş modellerini tasarladığı transformatörleri (bunları keşfeden o değildi) kullanarak alternatif akım voltajı artırılabiliyor ve ince teller vasıtasıyla uzak mesafelere aktarılabiliyordu. DC bunu başaramıyordu çünkü her kilometre karede bir elektrik santrali bulunması gerekiyor ve elektrik ancak çok kalın kablolarla iletilebiliyordu.

Elbette, böyle bir akım sisteminin işe yaraması ancak bu sistemle çalışacak araç gereç varsa mümkündü. Bu yüzden, Tesla, evinizdeki hemen her alette kullanılan motorları icad etti. Bu öyle basit bir başarı değildi; on dokuzuncu yüzyıl sonlarında bilim insanları, alternatif akım sistemine uygun motorların yapılamayacağına, dolayısıyla AC'nin kullanımının tam bir vakit kaybı olduğuna kanaat getirmişlerdi. Ne de olsa, bir akım saniyede altmış defa yön değiştirirse, motor ileri geri sallanmaktan hiçbir işe yaramayacaktı. Tesla bu sorunu kısa sürede çözerek aksini ispatladı.

AÇ sistemi kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı ve doğal olarak George Westinghouse'un kulağına da ulaştı.

Tesla, Westinghouse ile imzaladığı anlaşmaya göre, satılan her AÇ kilovatı için iki buçuk dolar kazanacaktı. Tesla, birdenbire, hayalini kurduğu tüm deneyleri yapmasına yetecek paraya sahip olmuştu.

Sanayi onları 'icat etmeden' kırk yıl kadar önce, laboratuvarında flüoresan lambaları kullanmaya başladı. Dünya Fuarları'nda ve benzeri sergilerde, cam tüpleri alıp eriterek, onlarla ünlü bilim insanlarının isimlerini yazdı; bugün her tarafta karşımıza çıkan neon ışıklarının ilk örnekleri. Tesla ayrıca, Niagara Şelaleleri'nde, dünyanın ilk hidroelektrik santralini kurdu. Bütün bunlara ek olarak, arabalar için ilk hız göstergesinin patentini aldı.

Ancak, Edison DC sistemine çok fazla para yatırmıştı ve bu yüzden General Electric, Tesla'nın her yeni keşfini karalamak için elinden geleni yaptı. Edison, sürekli olarak AÇ elektriğinin DC enerjisinden çok daha tehlikeli olduğunu göstermeye çabaladı.

Buna karşılık olarak Tesla da kendi pazarlama kampanyasını yürüttü. Chicago'daki (yirmi bir milyon insanın katıldığı) 1893 Dünya Fuarı'nda, yüksek frekanslı AÇ enerjisini kendi vücudundan geçirerek ampullere iletip, AÇ elektriğinin ne kadar güvenli olduğunu sergiledi. Bu sayede, kalabalığa zararsız elektrik şimşekleri gönderebilir hale geldi. Güzel numara!
Tesla'ya ödenmesi gereken ücret bir milyon doları geçmeye başlayınca, Westinghouse maddi sıkıntılarla karşılaştı. Tesla, anlaşmanın yürürlükte kalması halinde Westinghouse'un ayakta kalamayacağını anlamıştı ve alacaklılarla karşı karşıya gelmeyi de istemiyordu doğrusu. Onun hayali herkesin AÇ elektriğini ucuz fiyatlarla kullanabilmesiydi. Bu yüzden anlaşmayı yırtıp attı! Dünyanın ilk dolar milyarderi olmak yerine, patentlerinin tamamı karşılığında 216 bin dolar aldı.

1898 yılında, Madison Square Garden'da, ilk uzaktan kumandalı maket gemiyi dünyaya tanıttı. Niyeti, bu icadı uzaktan kumandalı, insansız bir torpido olarak pazarlamaktı ama Savaş Bakanlığı buna karşı çıktı. Ama siz bütün uzaktan kumandalı uçaklar, arabalar, tekneler ve televizyonlar için Tesla'ya teşekkür edebilirsiniz.

Tesla'nın en büyük hayali, tüm dünyaya bedava bir enerji kaynağı sağlamaktı. 1900 yılında, J.P. Morgan'ın yatırdığı yüz elli bin dolarlık sermayeyle, New York'un Long Island bölgesinde, 'Kablosuz Yayın Sistemi' adını verdiği kulenin inşaatına başladı. Bu yayın kulesinin amacı, dünyanın telefon ve telgraf ağlarını birleştirmek; hatta görüntülerin, borsa bilgilerinin ve meteoroloji haberlerinin dünyanın her köşesine iletilmesini sağlamaktı. Ne yazık ki, bunun dünyaya bedava enerji sağlamak anlamına geldiğini fark ettiğinde, Morgan projeyi finanse etmekten vazgeçti.

Birçok yoruma göre, ABD hükümeti, Alman casus denizaltıları tarafından yön saptamada bir işaret olarak kullanılmasından endişe ettikleri kuleyi yıktı. Gerçekte ise, Morgan'ın sermayesini geri çekmesinden sonra maddi sıkıntı içine düşen Tesla, borçlarını ödemek için kuleyi düşük fiyata satmıştı.

Tüm dünya onun kaçığın teki olduğunu düşünüyordu. Ne de olsa, ses, görüntü ve elektriğin iletilmesi o dönemlerde duyulmuş şey değildi.

Ancak dünyanın bilmediği şey, Marconi'nin sözde keşfinden on yıl kadar önce, Tesla'nın radyonun temelini oluşturan ilkeleri göstermiş olduğuydu. Hatta, Tesla'nın öldüğü 1943 yılında, Yüksek Mahkeme tarafından, Tesla'nın daha önceki tarifleri sebebiyle Marconi'nin patentlerinin geçersiz sayılmasına karar verildi. Buna rağmen, radyonun mucidi olarak Tesla'nın adı geçmez. (Not: Marconi'nin radyosu ses değil bir sinyal iletiyordu ve Tesla bunu yıllar önce yapmıştı zaten.)

Yaşamının son döneminde, Tesla'nın iddiaları basın tarafından abartılmaya başladı.
Tesla, Mars ve Venüs'ten radyo sinyalleri aldığını bildirmişti. Bugün biliyoruz ki o sinyalleri uzak yıldızlardan alıyordu ama o zamanlar evren hakkında çok az şey biliniyordu. Basın da onun 'ahlaksız' iddialarıyla ortalığı ayağa kaldırdı.

Tesla, Manhattan'daki laboratuvarında, elektrikli bir diyapazonun (Titreştirilince ana seslerden birini veren U biçiminde küçük bir çelik araç -ç.n.) içinde dünyayı meydana getirdi. Buharlı bir osilatörün (Radyoda elektrik titreşimleri meydana getiren aygıt -ç.n.) ayağının altındaki zeminle aynı frekansta titremesini sağladı. Eski Memorez reklamlarında Ella Fitzgerald'ın sesiyle bardakları kırması gibi.

Sonuç mu? Çevredeki bütün mahalleleri etkileyen bir deprem! Binalar sallandı, sıvaları döküldü ve pencereleri kırıldı.

Tesla, bu prensibin, teoride, Empire State binasını yıkmak veya dünyayı ortadan ikiye bölmek için de kullanılabileceğini iddia etti. Yeryüzünün titreşim frekanslarını, bilim bunları onaylayabilecek düzeye gelmeden neredeyse altmış yıl önce belirlemişti.

Yeryüzünü ikiye ayırmak gibi bir şeyi denemediğini de sanmayın. Yani, bir nevi.

1899 yılında, Colorado Springs'teki laboratuvarında, yeryüzüne enerji dalgaları göndermiş ve bunlar da doğal olarak kaynaklarına geri dönmüşlerdi. Aynı ilke bugünün güvenilir sismik deprem istasyonlarının temelidir. Dalgalar geri geldiklerinde, daha fazla elektrik gönderdi.
Sonuç mu? Kayıtlara geçmiş en büyük insan yapımı şimşek: Tam 40 metre! Hala kınlamamış bir rekor! Beraberinde oluşan gök gürültüsü otuz beş kilometre öteden bile duyulmuştu.

Laboratuvarın etrafındaki çayırın üzerini tuhaf bir mavi alev kaplamıştı; tıpkı St. Elmo'nun Ateşi gibi. Ne yazık ki, yerel güç şebekesinin teçhizatını havaya uçurmuştu ve bu deneyi bir daha asla tekrarlayamadı.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında, hükümet umutsuz bir şekilde Alman denizaltılarım tespit edebilmenin yolunu arıyordu, iyi bir yöntem bulması için Thomas Edison görevlendirildi. Tesla, gemilerin tespit edilmesi için enerji dalgalarının kullanılmasını önerdi -yani bugünkü radarların. Edison, Tesla'nın önerisini gülünç olarak niteledi ve dünya bu keşfin yapılması için bir yirmi beş yıl daha beklemek zorunda kaldı.

Yaşam boyu yaratıcılığı için ödülü ne mi oldu? Tesla'dan başka herkese verilen Edison Madalyası! Edison'dan işittiği bütün hakaretlerin üstüne gerçek bir tokat.

Daha nice anekdotlar aktarılabilir.

Sektörün kendisini bilim literatüründen dışlama çabası (belli ki çok başarılı olmuşlar) yüzünden yirmi yıl boyunca bir nevi sürgün hayatı yaşadı. Sermayesi olmadığı için deneyemediği teorileri sayısız defterin üzerinde kaldı.

Modern dünyayı icat etmiş olan adam, 7 Ocak 1943 tarihinde, 86 yaşındayken, neredeyse meteliksiz bir halde hayata gözlerini yumdu. Cenazesine iki binin üzerinde insan katıldı.
Tesla, yaşadığı süre boyunca, yüzden fazla patent almıştı. Sürekli beş parasız olmasaydı Edison'un rekorunu da geçe,bilir-di belki. Yaşamının son otuz yıllık kısmında, maddi imkanları patent işlemlerinin çok azını karşılamaya yetti.

Tesla, Edison ve döneminin birçok mucidinden farklı olarak, fikirlerine bilim tarihinde daha önce hiç rastlanmamış özgün bir düşünürdü. Ne yazık ki, dünya onun kadar yaratıcı insanlara hak ettikleri maddi takdiri veremiyor. Sadece bu fikirleri alıp basit, kullanışlı ürünlere çeviren kişileri ödüllendiriyor.

Bugünün bilim adamları hala onun notlarını inceliyor. En başarılı uzmanlarımız onun dünyaya yayılmış teorilerini şimdi anlıyor. Örneğin, tasarladığı döner alanlı türbin motorun, modern araçlarla birleştirildiğinde, bugüne dek üretilmiş en yetkin motorlardan biri olduğu anlaşılıyor. Kriyojenik (Kriyojeni, derin soğutmanın eş anlamlısıdır -ç.n.) sıvılar ve elektrikle yaptığı deneyler, modern süper iletkenlerin temelini sağlamıştır. Bir elektronun düşük yüklü parçalarına işaret eden deneylerden bahsetmiştir; yani, bilim adamlarının 1977 yılında nihayet keşfettikleri, kuarklar! (Fizikte, temel parçacıklardan oluşan bileşen -ç.n.)

İnanılır gibi değil!
Belki tarihin, gerçek bir dehayla karşılaştığında bunu anlayabileceği günler de gelecektir.